
İstanbul’da iddialı akşam yemekleri çoğu zaman bir şarap listesiyle birlikte geliyor. Michelin Rehberi’nin İstanbul seçkisine girip “alkol servisi yapılmamaktadır” filtresini açınca bunu net görüyorsunuz: seksen küsur restorandan geriye bir kaç isim kalıyor.
Yine de içkisiz ama gerçekten şık sofralar var. Biraz aramak gerekiyor, o kadar. Yine de kurallar zamanla değişebiliyor; rezervasyon yaparken bir kez sormanızı öneririm.
Seraf Mahmutbey: Michelin’e içkisiz giren Anadolu sofrası
Mahmutbey gibi şehrin gastronomi haritasında pek yeri olmayan bir semtte, alkol servis etmeyen bir Anadolu restoranı Michelin seçkisine girdi ve 2026 rehberinde de yerini korudu. Şef Sinem Özler, bir röportajında bu başarının kendileri için ne kadar büyük olduğunu anlatırken tam olarak bu iki noktanın altını çiziyor: konum ve alkolsüzlük. Menüde yedi bölgeden yemek var ama herkesin konuştuğu tabak içli köfte. Kebapları da ciddiye alın. Küçük bir uyarı: aynı markanın Vadi İstanbul’daki şubesinde içki servis ediliyor. Alkolsüz bir akşam istiyorsanız adresi Mahmutbey olarak not edin.
Havuş Lokantası: Ömür Akkor’un Kilis mutfağına açılan kapısı
Havuş, şef ve yemek araştırmacısı Ömür Akkor’un Yalı Ataköy’deki restoranı ve Michelin seçkisinde yer alıyor. Akkor burada memleketi Kilis’in ve Halep mutfağının yemeklerini pişiriyor. Michelin’in özellikle andığı tabak, kavrulmuş fıstıklı pilavın yanında gelen kuzu incik. Yemekler karmaşık değil ama lezzeti yoğun.
Natolia: Anadolu’nun hafızasından lüks bir esnaf lokantası
Natolia, Ömür Akkor’un Doğuş Grubu ortaklığıyla Başakşehir’de açtığı büyük projesi. Kendini bir “lüks esnaf lokantası” olarak tanımlıyor. Mekan Mall of İstanbul’un yanında, Hilton’a bitişik; AVM’nin içinde değil. Naif Tasarım’ın elinden çıkan yaklaşık bin metrekarelik salon, Anadolu’nun birlikte pişirme ve paylaşma alışkanlıklarından yola çıkıyor. Gault & Millau Natolia’ya iki şapka ve En İyi Anadolu Mutfağı ödülü verdi. Antakya patates köftesi, tavuklu firik pilavı, Ödemiş pidesi ve soslu ev mantısı menüden öne çıkanlar.
The Market Bosphorus: Boğaz kıyısında içkisiz bir steakhouse
The Market Bosphorus, Kuruçeşme’de Boğaz yolunun üzerinde sabahtan geceye kadar açık kalan bir restoran. Menü dünya mutfağı: kahvaltılar, hafif tabaklar ve ana yemekler. Asıl iddiasıysa kendi steakhouse bölümü ile şarüteri barı; eti istediğiniz pişmede söyleyebiliyorsunuz. Alkol yok, onun yerine geniş bir kahve ve taze sıkma meyve suyu seçkisi var. Huqqa ile aynı adreste, Muallim Naci Caddesi 56’da; yani ikisi aynı akşamın iki durağı olabilir.
Huqqa Kuruçeşme: Gece hattının alkolsüz yıldızı
Huqqa, Reina ile Sortie’nin hemen yanında açıldığında basın ona “muhafazakârların Reina’sı” demişti. fikir aslında gerçekten de buydu: Boğaz’ın en gözde gece hattında alkol olmadan da lüks bir akşam geçirilebileceğini göstermek! Huqqa’nın çıkışı zaten içkili ve içkisiz mekanlar üzerine bir araştırmaydı. Mekanı Mahmut Anlar tasarlamış; ana salonun dışında özel davetler için VIP odalar da var. Menü belli bir mutfağa bağlı değil. Akşam kalabalığı çeken asıl şeylerse manzara ve nargile.
Hacı Abdullah: Abdulhamid’in beratıyla açılan saray mutfağı
Hacı Abdullah, Beyoğlu’nda İstiklal’in yan sokaklarından birinde 1888’den beri saray mutfağı pişiren bir lokanta. Kuruluş beratını II. Abdülhamid’den almış; anlatılana göre padişah, kurucusu Abdullah Efendi’ye imparatorluğa gelen yabancı devlet misafirlerini ağırlama işini emanet etmiş. İşletme babadan oğula değil, ustadan çırağa geçiyor. Alkol yok ve yemeklerin çoğu sabah pişiyor, o yüzden en iyi zaman öğle yemeği. Kuru bamya çorbası, keşkekli kebap ve kuzu tandır klasikleri. Duvarlardaki renkli kavanozlar da süs değil; lokanta kendi kompostolarıyla ünlü.
Hatay Medeniyetler Sofrası: CZN Burak’tan showlu bir Hatay akşamı
Hatay Medeniyetler Sofrası, sosyal medyadan tanıdığınız CZN Burak’ın restoranı. Lüks burada sessiz bir salondan çok bir gösteri anlamına geliyor: tuz kubbesinde pişen tavuk masada kırılıyor, testi kebabı gözünüzün önünde açılıyor, ekmeğin üstüne çörek otuyla isminiz yazılıyor. İstiklal, Aksaray ve Etiler’de şubeleri var.
Konyalı: Topkapı sarayı’nın içinde unutulmuş tarifler
Konyalı, 1897’de Sirkeci’de dört masayla açılmış; en özel şubesi bugün Topkapı Sarayı’nın içinde. Bir de Kanyon’da şubesi var. Mutfak, Türk mutfağı araştırmacısı Dr. Nevin Halıcı ile birlikte unutulmuş tarifleri geri getirmesiyle tanınıyor: sirkencebin şerbeti, piruhi, portakallı baklava. Kraliçe Elizabeth’ten Richard Nixon’a kadar pek çok ünlü misafir burada yemek yemiş.
Takanik Balık: Alkolsuz balığın en bilinen adresi
Alkolsüz balık restoranı bulmak İstanbul’da ayrı bir uğraş. Takanik Balık bu işin en bilinen adresi. 1998’de Yeniköy iskelesinde küçük bir teknede başlamış, sonra karaya çıkmış; bugün Yeniköy, Arnavutköy ve Suadiye’de şubeleri var. Dürüst olmak gerekirse Takanik listenin diğerleri gibi şatafatlı bir yer değil; temiz, sade bir aile lokantası. Ama balık her gün taze geliyor, mezeler günlük hazırlanıyor. Balık çorbası, midye dolma ve balık köftesi en iddialı oldukları tabaklar.
Cemile Sultan Korusu: Kandilli’de sultan köşkünden kalma bir sofra
Cemile Sultan Korusu, Kandilli’de bir Osmanlı prensesinin köşkü olarak başlayan, bugün İstanbul Ticaret Odası’nın işlettiği geniş bir koru. Asıl yapı zamanla yıkılmış, sonra yeniden inşa edilmiş. Uzun süre bakımsız kalan koruyu İTO devralıp koruma altına almış; hem bitki örtüsünü kurtarmış hem de bolca yeni ağaç dikmiş.
Koru tek bir restoran değil, küçük bir yemek yerleşkesi: Koru Restoran, Hünkar Köşk ve Sultan Köşk aynı bahçenin içinde. Havuzlu, şelaleli bahçe 1.500 kişiye kadar misafir alabiliyor, bu yüzden düğün ve davet mekânı olarak da çok tercih ediliyor. Burada yıllarca içki servis edilirdi. Rahmetli Başkanı İbrahim Çağlar zamanında alkol satışı sonlandırdı. Cemile Sultan Korusu bugün İstanbul’un en gözde akolsüz mekanlarından biri.
Zennup 1844: Ömür Akkor’un babaannesinden kalma bir isim
Zennup 1844, Ömür Akkor’un ilk restoranı ve adını şefin babaannesi Zennup Hanım’dan alıyor. Önce Bursa’da açılan restoranın İstanbul adresi, Zeytinburnu’ndaki tarihi Fişekhane’nin taş binalarından biri.
Menüde vişneli yaprak sarma, pastırmalı İspir kuru fasulyesi ve iç pilavlı kuzu tandır öne çıkıyor. İçki yok; içecekler ayran, şalgam ve reyhan şerbeti gibi geleneksel seçeneklerden oluşuyor.
Gürkan Şef: Alkolsüz steakhouse’un en bilinen adresi
Gürkan Şef Steakhouse ilk şubesini 2014’te Nişantaşı’nda açtı, iki yıl sonra Etiler’e geldi. Bugün Dubai, Mekke ve Riyad’da da şubeleri var.
İçki yerine taze sıkma meyve suları ve alkolsüz kokteyller var. Etler ve servis şovu, Nusr-Et ile aynı ligde yarışma iddiasında.
Hubb 77: İki köprüyü birden gören teras
Hubb 77, Kuruçeşme’de Muallim Naci Caddesi’nde, Huqqa ve The Market Bosphorus ile aynı kıyı şeridinde. Terasından iki köprü de panoramik olarak görünüyor. 200 kişilik terası ve 150 kişilik kapalı salonu var; sabah 9’daki kahvaltıdan gece 1’e kadar açık.
İşletme kendini, şık ve alkolsüz mekanların az olduğu bir boşluğu doldurmak için açıldığını söyleyerek tanıtıyor.
Pembe Yalı: Rumeli Hisarı’na karşı bir yalı sofrası
Pembe Yalı, Anadolu Hisarı’nda, Rumeli Hisarı’nın tam karşısında duran tarihi bir yalı. 2018’de restoran ve kafe olarak açıldı. Denize sıfır konumu ve balkonu, kahvaltıdan akşam yemeğine kadar her öğünü özel kılıyor.
Ghalia Lounge: Palmiyelerin ardındaki siyah kapı
Ghalia Lounge, Anadolu Hisarı sahilinde, Göksu Deresi’nin denize kavuştuğu noktada. Palmiyelerin arasındaki büyük siyah kapıdan girince içeride localarla dolu bir salon ve Boğaz’a uzanan bir teras karşılıyor. Özel kutlamalar için VIP odası da var.
Vezir Han Emirgan: Halep mutfağı, Boğaz kıyısında
Vezir Han’ın hikâyesi Fatih’te başlıyor. Halepli Hasan Douba, 2014’te Halep’ten getirdiği aşçılarla ilk restoranı açtı. Adını da Halep’teki tarihi Vezir Han kervansarayından aldı. Restoran kısa sürede İstanbul’daki Arap ve Körfez’den gelen misafirlerin buluşma noktalarından biri oldu. Emirgan’daki Boğaz şubesi ise 24 saat açık.
Söğüt 1299: Dizi setinde Selçuklu sofrası
Söğüt 1299, Beykoz Riva’daki Bozdağ Film Platoları’nın içinde. Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman’ın çekildiği bu setler 2023’ten beri ziyaretçilere açık. Restoranın başında, Selçuklu ve Osmanlı mutfağını “yaşayan mutfak” konseptiyle sunan şef Hüseyin Bölük var.
Menüde toyga çorbası, bozbaş köfte, kuru dolma ve ısırgan şerbeti gibi pek rastlanmayan tabaklar bulunuyor. Yemeğin ardından atlı akrobasi gösterisi “Atların Destanı” izlenebiliyor. Şehir merkezine uzak ve plato bileti gerekiyor.
MAA Lounge: Çengelköy’de denize sıfır
MAA Lounge, Çengelköy’de denize sıfır, açık alanları geniş bir mekan. Modern dekorasyonu ve hem kahvaltıya hem akşam yemeğine uygun menüsüyle alkolsüz mekan listelerinde düzenli olarak yer alıyor.
Gitmeden önce
Alkolsüz restoran aramanın en zor yanı bilginin çabuk eskimesi. Kimi yer el değiştiriyor, kimi alkol ruhsatı alıyor ya da bir şubede kural diğerinden farklı olabiliyor. Seraf örneğinde olduğu gibi aynı markanın iki adresi bile ayrışabiliyor. Restorantlara rezervasyonsuz gitmemek ve rezervasyon sırasında alkol servisi olup olmadığını sormak çok önemli…
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.